Aralık 02, 2009

ACİL

Salı Çarşamba olmuş. 01 mantığı bunu öyle kaydedecek. Oysa halâ Salı gecesi bencileyin. Uyumayınca öyle oluyor. Hafıza kaydı böyle diyor. Klasik müzikten hiç anlamam ama radyoda dekreşendo bölümünde bi şey çalıyor.( Rahmaninov – Şehrazat – sevmem aslında ama çalıyor ve değiştirmeye gücüm yok) Bunu algılayabilme ihtimalim göğün yüzeyinde dolunay olduğunu algılayabilme ihtimalimle aynı. Geçen salıyı çarşambaya bağlayan gece acil servisteydim. Acil servisle direkt muhatap olan kişi bu sefer ben değil, Salı gecelerinin dayanılmaz üçlüsünden biri olan arkadaşımdı. Nabız düşmüş, şeker düşmüş vaziyeti ile bilmediğim bi durumu oluşturmuyordu. Telaşlanmak haddim değildi bu sebeple. İçmeye meyl ettiğimiz yerin hemen yanında bulunan özel bir hastaneye sevk ettik kendisini. Genellikle hastahane yakınlarında içmeliyim, ne olur ne olmaz. Bunu özellikle kendim için yapmalıyım. Çokça acillere gitmişliğim vardır, İçkiden değil. Sebebini tıbbın halâ çözemediği bi şeyden. Öyle durumlarda nabız alınmaz benden. Çoğunlukla da apandist şüphesi olur ama değildir bilirim. Gitmediğim kadın doğum, ürolog vb. uzman kalmadı. Her bir yerim sapasağlam. Sanırım acili özlüyorum bilinçaltımda. Annemden kalan anılarla ilişkili belki. Bir acil sonrasında kaybettim kendisini. Belki de bu yüzden arada bir giderim. Bu sefer arkadaşım benden hızlı davrandı kendimizi içtiğimiz yerin hemen yanındaki hastahanenin acil servisinde bulmuştuk. Aslında bir film karesi gibi düşünürsek çok eğlenceli:
Kamera: Başkentin sokaklarından biri. Uzak plan. Yanyana iki mekan. Biri içkili bir yer hemen yanında bir hastahane. Saat gece yarısına yakın. Sessizlik hüküm sürüyor. Üç saniye sonra içkili mekanın garsonlarından biri tekerlekli sandalyeyi sürerek içkili mekandan çıkıyor, tekerlekli sandalyede bakır rengi saçlı bir hatun var. Ardında biri esmer, biri sarışın hatunla birlikte yandaki hastahaneye giriyorlar.

Yakın çekim:
Kasiyer kılıklı hemşire acil odasını gösteriyor.
Esmer Kadın: - İçkiden değil, ne olduğunu anlayamadık.
Sigarası gece yarısı bitmiş de açık büfe arayan adam kılıklı doktor: - Neyi var?
Sarışın: Tansiyon ve şeker düştü. Serum takalım. Bi saat sonra gidelim.
Doktor elleri ceplerinde; sigara almış bozuk para arıyor misali; Yabancı sigara içiyor muhtemel, beş milyonun üstünü arıyor:- Bu arada hastaya hiç dokunmuyor, uzaktan seyr ediyor. – Bir sıkıntısı var mıydı?
Esmer : -içkiye takmış- hep içeriz hiç böyle olmadı.
Sarışın: Serum takalım. Bi saatte iyi olur.
Kasiyer kılıklı hemşire iki saat damar arıyor, tansiyon olmadığından bulamıyor.
O bulamadıkça biz bulmaya çalışıyoruz. Gözünü sevdiğimin devlet hastaneleri. Hem özele hem devlete çok düşmüşlüğüm vardır. Özelde kendinizi otelde hissedersiniz ama bi boka yaramaz. Devlette kendinizi en hasta benim ulan’a inandırmak zorunda olduğunuzdan yarım, bilemedin bi saatte kendinize gelirsiniz. Yetmedi, kan-idrar sonuçlarını beklerken sizden daha vahim hastalara yardım edersiniz. Sonuçlar siz dahil kimseyi ilgilendirmez olur. Böyle bir güzelliği vardır. Netekim, bir serum sonrası bizim bakır rengi saçlı hatun geçen Salı, bir saatte kendine geldi. Kaçar gibi çıktık o hastahaneden. Geriye her buluşmamızda acil servise yakın içmeye gidelim gibi bir mesel kaldı. Bundan gayri ona dikkat edeceğiz. Annemle ve kendimle ilgili enteresan acil anılarım var. Bi ara anlatayım. Bu açılış olsun. –Biz bu Salı sendromundan mı korktuk ki ben evdeyim acaba-
U(YKSZ)

2 yorum:

UYKUSUZ//UYURGEZER dedi ki...

uykusuzum şekerparem ne bu böyle.. bak yine içmiş bütün gece yaa.. salı günü kaçkını :))aman acillere felan gitme lütfen .. ne diyim sabah sabah bloğumuzda yazılarını görmek iyi geldi :D

UYKUSUZ//UYURGEZER dedi ki...

Uyurgezerim, canım benim. Beşte yatıp sekizde uyandım, iştekilere telefon açıp gelmiyom hatta gelemiyom dedim. Anlayışlı iş arkadaşlarım "haa bugün Çarşamba tabii, gelme gelme " dediler. Gene yattım ama uyuyamadım. Ankara pırıl pırıl güneşli. Kışı atlamış bahara geçmiş. Lanet olsun.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...