Aralık 18, 2009

Bİ SES BANA "PORTAKAL" DEDİ :)

BÖLÜM 1
Bir İstanbul sabahında, Anadolu yakasının arnavut kaldırımlarıyla döşenmiş bir sokağında buluyoruz kendimizi. Sokağın iki yanında cumbalı, kırmızı kiremitli, pencere çıkıntılarında sardunyalar olan evler.. Evlerin arasına çekilmiş iplerde bayraklar, renk renk süsler sallanıyor. Canlı neşeli bir sokak.. Çoluk çocuk kapılarda, pencerelerde. Mahalleli aynı ezgiyi farklı notalardan seslendiren bir orkestranın elemanları gibi sanki. Birbirleriyle şakalaşan seslere sokak satıcılarının sesleri de ekleniyor. Coşkuyu, sevinci taşıyan yüzler birbirini selamlıyor, hal hatır soruyor.

BÖLÜM 2

Sokağın başında beliren uzun, bordo renk elbiseli güzel kadın sessizliğe büründürüyor ortalığı. Kısa anın sessizliğinde biraz şaşkınlık, biraz merak çokça ilgi var. Uzun, bordo renk elbiseseli güzel kadın bu sessizliğin barındırdığı duygulardan rahatsız değil aksine yarattığı etkiden memnun sakin sakin yürümeye devam ediyor. Adımları bir piyano virtüözünün parmaklarının hareketiyle uyumlu. O yürüdükçe sokağa eski bir İstanbul şarkısının melodisi yayılmaya başlıyor. Müzik mekanla, mekan insanlarla, insanlar birbirleriyle daha bir bütünleşmeye başlıyor. Uzun bordo renk elbiseli güzel kadın önde, mahalleli onun ardında; fonda eski İstanbul şarkısı, sokağın ahengine geri dönüyorlar. Mavi badanalı bir evden yükselen obuanın sesi bir an bütün sesleri bastırıyor. Ama bir an. Sonra o da ekleniyor müziğin içine. Akıp giden bir nehri besleyen küçük dereler gibi müziği, ritmi besliyor. Coşkuyu, neşeyi bütünlüyor.
Bir iki adım sonra bütün sesler eski İstanbul şarkısı ile birlikte fona geçiyor, mahalleli yavaşlıyor, önlerinden geçtikleri sıvası dökülmüş, kapısı eğreti tutturulmuş evden yükselen keman sesi yitirdiklerini, özlediklerini anlatıyor onlara. Herkesin kalbinin derinliklerinde hüzünle eşleştirdiği bir anı vardır. İşte o anı dile geliyor o an. Hüzne yapılan bu saygı duruşundan sonra aynı anda kocaman bir nefes alıyor herkes. Geçmiş zamandan kopmayı bugüne geri dönmeyi sağlıyorlar sanki. Müzik zenginleşiyor, hüzün neşeye dönüyor. Coşku iyice artıyor sokakta. Yeryüzünde ne kadar ritm varsa bu sokakta sanki. Bir karnaval havasını solumaya başlıyoruz. Fondaki eski İstanbul şarkısına caz, blues ritmleri de eşlik ediyor. Bir arada hayal edemeyeceğiniz duyguların sese dönüşmesi bu. Sakinlik, öfke, neşe, hüzün, sevgi, nefret, kuşku, güven, hırs, kanaatkârlık..
Sokağın sonuna doğru ilerliyoruz. Fırtınanın yavaş yavaş gücünü yitirmesi, bir girdabın sıfır noktasını bulması gibi duygular harmanlanıyor müziğin içinde, dinginleşmeye başlıyor. Mahalleli kaldırım kenarlarına oturup dinleniyor. En coşkulu andan önce kısa bir mola veriyor sanki. Bu arada küçük bayraklar dağıtılıyor oturanlara. Fondaki eski İstanbul şarkısına uzaklardan bir marş ritmi eşlik etmeye başlıyor. Yaklaştıkça güçlü, sarsılmaz, mağrur duygulara büründürüyor sokağı. Herkes ayakta. Ellerimizde küçük bayraklar , göğsümüzü doldura doldura marşlar söylemeye başlıyoruz. Tüm kalpler tek bir kalp gibi atıyor, tüm sesler tek bir sese, tüm duygular tek bir duyguya dönüşüyor. Aynı adımlarla aynı hızda yürüyerek geçip gidiyoruz sokaktan.
U(YKSZ)

2 yorum:

UYKUSUZ//UYURGEZER dedi ki...

u la la..uykusuz çıktı ortaya.. gelcez cnm gelcez..eymirde ekmek arası balık yiyces.. ee n'oolcak bu bordo elbiseli güzel kadın'ın sonu..?? UYRGZR

UYKUSUZ//UYURGEZER dedi ki...

Uyurgezerim bi denem. Bana böyle sorular sorma. Abartmaya başlıyorum. N'olcak bordo elbiseli dedin. Kalktım bi blog açtım. Bordo elbiseli kadını uykusuznakkal anlatmaya başladı. Hadi bakalım. Sen sağ ben selamet.
U(YKSZ)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...