Aralık 02, 2009

ŞEKERPARE

“Yukarıdakinin sopası yok.” derler. Bazen inanasım geliyor. Evde olduğum nadir Salı gecelerinden biri. Sakin sakin oturuyorum hatta yemek yemiş, televizyon bile seyretmişim. Vakti geçirince uyku haram olur ya, hah öyle oldu. Bilgisayar ışığı beni en rahatsız eden ışıklardan biri,-diğeri bol güneşli gün ışığı- bütün rahatsızlığı göze alıp gelip oturdum başına. Bir diz üstüm olsa evin bilumum köşelerinde dizlerimin üstüne yatırıp öyle rahatsız olsam diye hayal kurar dururum. Bir öksüz bloğumuz var bizim Uyurgezerle. İki dürteyim dedim. Açtım bloğu. Koydum votkayı. Salı geceleri mebzul miktar almadan nicedir yatmışlığım yok. Niye Salı? Bilmem. Rastlantı ve Zorunluluk. Yine okuyayım, ihtiyaç hasıl oldu. Yeni kayıt.Tıklayamadım. Dünyam karardı. Planck zamanına eşdeğer bir süre için kendime bi şey oldu sandım. Göz kararmam geçmeyince penceremin eşsiz manzarasına doğru bir bakış fırlattım. Bu Ankara’da “manzaralı ev” tabirine –on yıldır bu şehirde yaşıyorum- hala gülüyorum. On yıl içinde beş kere ev aradım. İlanlarda “Ankara manzaralı ev” olanları seçip gezdim. Panoramikten tutun vadili olanına kadar. Ankaralı ev sahiplerinin neden bu kavram üstünde bu kadar durduklarını bi türlü algılayamadım. Benim eksikliğim büyük ihtimal. Bütün çabalarım sonucu en “Ankara manzaralı” evlerden birinde de ben oturuyorum belki. Göl ve orman. Daha ne olsun. Körün istediği bir o vermiş iki. Konudan saptık, geri dönelim. Çevredeki jeneratörü olmayan fakir! evlerin karanlıklar içinde kaldığını fark ettim. Benimki de onlardan biri. Elektrik kesilmesine uğramışız. Kırk yılda bir galeyana gelmiş iki satır döktüreceğiz. Müdebbir insanın hallicesi olduğumdan evin her köşesine yerleştirdiğim fenerlerden birine hemen ulaştım. Onun ışığı ile çakmağı buldum. Evin her köşesine yerleştirdiğim mumlardan kağıt kalemle iş görebilecek kadar ışık vereni yaktım. Dönüş yok. Yazacağım. O kadar eskiyim ki. İki pilli radyom da var. Pili iki tane değil. İki tane pilli radyo. Biri salonda. Biri yattığım yerde. –Niye yatak odamda diyemedim ki- Yatak odam var oysa. Neyse. Yeterli ışığa kavuşunca “Ankara manzaralı” pencereme nazır koltuğa kuruldum. Votkamı aldım başucuma. Kağıt kalemi aldım elime. Elektrik geldi. Anlamıyorum. Eskiden bi kesilir bi daha beş saatten önce gelmezdi. O zamanlar gaz lambasını evin başköşesinden eksik etmezdik. Sonra gaz lambasının yerini lüks (lüküs) lambaları aldı. – lan sen hangi yüzyıldansın fosil- Sürpriz elektrik kesilmelerinin yanısıra bi de saatleri belli olanlar vardı. Bilirdik. Akşam altı ile on arası Beyazıt, Fatih, Aksaray ve çevresi.. O zamanlar İstanbul’da yaşıyordum. Altıda gider onda gelmezdi. Ödevlerimi gaz lambası eşliğinde yapardım. Ulan belki de o yüzden sevmiyorum fazla ışığı. – İstanbul da bile- öyle merkezi ısıtma mısıtma yoktu. Adam gibi soba yakardın. Artık ister odun ister kömür. Bizim önce gaz sonra odun-kömür sobamız vardı.Ne bulursan onu yakabilirdin. Odun da kömür de öyle kolay kolay bulunmuyordu. Bu açıdan annemi takdir ederim. O da müdebbir bi kadınmış. Güzel bir sobaydı. Ne diyorlardı. Körüklü diyesim geliyor – otobüs mü bu- kovalı. Elektrik gidince onun ışığı da evin içini pek romantik yapardı. Evimiz birinci katta cadde üstündeydi. Gelen geçene aşık olurdum. Şimdi ev en üst katta. Gelen geçen heba oluyor. Manzaralıymış. Neye yaradı. (geri dön artık) Kağıdı kalemi bıraktım. Niye bırakıyorsam. İnat edip, ışıkları söndürmeliydim. Yapmadım. –Yapamadım değil- Açtım bilgisayarı. Disk gözden geçirildi. Çok da isteğim dışına bırakmıyor böyle zamanlarda. Diyor ki: on, dokuz , sekiz.. saniye içinde herhangi bi tuşa basarsan gözden geçirmeyi erteleyeceğim. Onu da yapmadım. Gözden geçir anasını satayım. Geçir bakayım ne bulcan. O bu işlemleri yaparken ben onu seyrettim, güzel manzaram! dururken. Dördüncü kadehteyim, sabah nasıl kalkacağım, hastayım desem işe gitmesem yutarlar mı acep? Kendini çekap yapan 01 mantığı kendinde bi şey bulmadı. Temiz. Clear. Açtım bloğu aha bu yazıyı yazdım. Uykum iyice gitti, otur manzara seyret şimdi.
U(YKSZ)

2 yorum:

godsyndrome dedi ki...

En güzeli,bu geceyi tatlı yapan da sabah işe gitme zorunluluğu değil mi?Bi kadeh de benim için çak,hatta şişeyi devir be müdür.

UYKUSUZ//UYURGEZER dedi ki...

Godsy: şişenin dibini buldum, bir değil son iki kadeh senin için müdür.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...