Ekim 12, 2009

paradoksal paranoya


*Oğlan tarafı mağrur ve istekli görünmeye çalışıyor. Protonlarını nötronlarına eşit tutmaya çabalayan bir gülümseme yerleştirmiş yüzüne. Dengeyi böyle bulacağına inanıyor. Kız tarafı-reşit olmadığından- boyun eğmişliğinin ruhuna dokunduğunu son dakikada da olsa belli ediyor. Tarafsız görünen tarafların müdahale gücünü kırmak için gereksiz manevralar yapıyor, gereksizliğini bile bile. İzleyiciler “Kız evi naz evi” durumu sanıyorlar. Tebessüm çizgileri ile endişe çizgilerini yok etmeye çabalayan tarafsız görünen taraftarlar para, silah güçleriyle oluşturdukları ikna kabiliyetlerini devreye sokuyorlar. İmza atılıyor.

*Ödül umuda verilmişmiş. Nobel’de “umut vaat eden” bölümü yok mu idi ki asli ödül vaade gitti. –yeterince kemiklerini sızlatmıştık oysa-


*Dünya hiç bu kadar “uluslar arası” olmuş muydu? Hazara atılan taşın dalgası gelse gelse Hazar kıyılarına kadar gelirdi eskiden, şimdi kutuplardaki buzları eritiyor. Komşuyla bi el doya doya papaz kaçtı bile oynayamıyoruz artık. Duyan geliyor, biz oyuna başlamadan onlar poker masasını kurmuş oluyor. Ya seyrediyoruz ya yan masada dost kazığına fit oluyoruz.

*Bir zamanlar iyi niyet elçileri vardı. Sonra -Kazıklı Voyvoda’nın da etkisiyle – yok oldular herhal. (Kazıklı Voyvoda zamanını hatırlayanlar var mıdır içinizde. Yoktur, olsa da hücreleri yıllar yıllar boyu dondurulup bu güne çözdürüldüğü için teknolojiyi algılamakta zorluk çektiklerinden blog yazılarına aşina olamamışlardır henüz. Popülasyonumuzda yerleri yoktur şimdilik ) Neyse.. iyi niyet elçileri, saraylarında, konaklarında yan gelip yatan Zamanın Sultanlarının sözcüleriydi. Riski bol olan bu işin maaşı da iyiydi ihtimal.
Şimdinin raconu farklı, Kimse işini suretine bırakmıyor. O “Zamanın Sultanları” da değişti yerini “ iyi niyet liderleri”ne bıraktı. Ceberrut kılıklı, güldüğünde bile meymenetsizlik akan güç sahiplerinden eser kalmadı. İyi bir dünya, yaşanacak bir dünya, barış içinde bir dünya vb. sebepler için elele, sırt sırta, omuz omuza-pozisyonların ayrıntılarına fazla girmeyelim- geliyorlar.
Pegasus misali kanatlanmışlar durdukları yerde duramıyorlar. Kıtalar vız geliyor tırıs gidiyor bunlara. Bir Asya’dalar bir Avrupa’da gündüz Afrika’dalar gece Ortadoğu’da. Anlamlandırmaya çalıştıkları kadar anlamsızlaştırdıkları çabaları için gecelerini gündüzlerine katıyorlar. Hoşgörü katsayıları yüksek, genel sabit değişkenleri gülümseme, katalizör maddeleri inat, sürekli güncellenen görüntüleri gündelik yaşamdan alınmış; zoraki olmamasına; insan efektleri katılmaya, çalışılmış, kareler- kimi eşiyle çoluğu çocuğu ile kimi tatilde dalıp çıkarken, kimi şakalaşırken, burnunu kaşırken vs.. – Bir mutluluk perisi edası, bir “her şey daha iyi olacak” güzellemesi ile ahkam kesiyorlar ortalıkta. Bizim iyiliğimizi bizden çok (düşünürcesineler). Dünyanın orta yerinde oturmuş aşk için ağlayanları bile (duyarcasınalar). Haddinden fazla hisli gibiler.
Bunları bi yerlerde ürettiler emin olun. Gün gelecek derilerini sıyıracaklar, insan görünümlerini terk edecekler, altlarından hafsalanızın almayacağı ucubeler çıkacak. Bu kadar “iyi niyet” bu dünyaya fazla gelecek. Küre-cek ısınacağız, tutuşmamızı tüm galaksi seyredecek.
U(YKSZ)

Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...